7 Yaş Davranış Bozuklukları Sürecinde Ailelere Yol Gösteren Öneriler
7 yaşındaki bir çocuğun zaman zaman öfkelenmesi, kurallara itiraz etmesi veya sorumluluklardan kaçınması tek başına davranış bozukluğu anlamına gelmez. Aileler için daha önemli olan; davranışın ne kadar sık ve yoğun olduğu, ne zamandır sürdüğü, hangi ortamlarda ortaya çıktığı ve okul, aile ya da arkadaş ilişkilerini nasıl etkilediğidir.
Önce Davranışı Çocuğun Kişiliğinden Ayırmak Neden Önemlidir?
“Yaramaz”, “inatçı”, “söz dinlemiyor” veya “bizi bilerek sinirlendiriyor” gibi tanımlamalar ailelerin yaşadığı güçlüğü anlatabilir. Ancak bu ifadeler davranışın neden ortaya çıktığını açıklamaz.
Çocuk kurala itiraz etmiş olabilir; fakat bu davranış çocuğun bütün kişiliğini tanımlamaz.
Aile için daha işlevsel olan, gözlemi somutlaştırmaktır.
“Çok agresif” demek yerine “Oyunu kaybettiğinde arkadaşına vurdu.”
“Hiç söz dinlemiyor” yerine “Ödev zamanı masaya oturması istendiğinde bağırarak odasına gidiyor.”
gibi ifadeler davranışın ne zaman ve hangi koşulda ortaya çıktığını anlamaya yardımcı olur.
Davranışı kişilikten ayırmak sınır koymamak anlamına gelmez. Çocuğun yaptığı davranış kabul edilemez olabilir; ancak davranış ile çocuğun kimliği aynı şey değildir.
Davranışın Örüntüsünü Anlamak İçin Neler Gözlemlenebilir?
Davranış sorunlarını anlamada yalnızca olayın kendisine değil, öncesine ve sonrasına da bakmak yararlı olabilir.
Aileler kısa süreliğine şu üç noktayı gözlemleyebilir:
| Gözlem alanı | Örnek soru |
|---|---|
| Öncesi | Davranıştan hemen önce ne oldu? |
| Davranış | Çocuk tam olarak ne yaptı veya söyledi? |
| Sonrası | Davranıştan sonra ortamda ne değişti? |
Davranıştan hemen önce ne oluyor?
Bazı davranışların belirli tetikleyicileri olabilir.
Örneğin çocuk özellikle:
-
ödev başladığında,
-
ekran kapatıldığında,
-
oyunu kaybettiğinde,
-
sabah hazırlanırken,
-
kardeşi eşyasına dokunduğunda,
-
zor bir okul göreviyle karşılaştığında
daha yoğun tepki veriyor olabilir.
Bu gözlem, davranışın “durup dururken” ortaya çıkıp çıkmadığını anlamaya yardımcı olur.
Davranış hangi ortamlarda ortaya çıkıyor?
Çocuk evde zorlanırken okulda benzer bir davranış göstermeyebilir. Bunun tersi de mümkündür.
Bu farklılık, bir tarafın gözleminin yanlış olduğu anlamına gelmez.
Evde daha fazla serbestlik, okulda daha yapılandırılmış bir ortam, akademik beklentiler, akran ilişkileri veya belirli kişilerle yaşanan etkileşimler davranışı etkileyebilir.
Bu nedenle “Her yerde yapıyor mu?” sorusunun yanında “Hangi ortamda daha çok zorlanıyor?” sorusu da önemlidir.
Davranıştan sonra ne oluyor?
Bazen çocuğun davranışı farkında olmadan belirli bir sonuçla güçlenebilir.
Örneğin ödev sırasında yoğun tartışma yaşandıktan sonra ödev tamamen iptal oluyorsa çocuk zorlandığı görevden uzaklaşmış olur.
Bu durum çocuğun bilinçli biçimde “manipülasyon yaptığı” anlamına gelmez. Ancak davranışın sonucunu anlamak, aile düzenlemeleri açısından önemli bilgi sağlayabilir.
Öfke Anında Uzun Tartışmaya Girmek Neden İşe Yaramayabilir?
Yoğun öfke anında çocuk sakin biçimde problem çözmekte zorlanabilir.
Bu sırada uzun açıklamalar yapmak, geçmişteki hataları hatırlatmak veya “Neden böyle davranıyorsun?” sorusunu tekrar tekrar sormak çatışmayı büyütebilir.
Güvenlik riski yoksa aile açısından öncelik ortamı daha fazla tırmandırmamak olabilir.
Kısa ve anlaşılır bir sınır genellikle uzun tartışmadan daha nettir:
“Öfkelenebilirsin ama vuramazsın.”
“Konuşacağız ama bağırırken tartışmayacağız.”
Çocuk sakinleştikten sonra ne olduğu hakkında konuşmak, yoğun öfke anındaki tartışmadan daha verimli olabilir.
Amaç öfkeyi yasaklamak değil, öfke sırasında kabul edilmeyen davranışın sınırını korumaktır.
Sınır Koymak ile Cezalandırmak Aynı Şey mi?
Hayır.
Sınır koymak; çocuğun hangi davranışın kabul edildiğini, hangisinin kabul edilmediğini ve davranışın sonucunun ne olacağını mümkün olduğunca öngörülebilir biçimde bilmesi anlamına gelir.
Sürekli değişen, olayla ilişkisi olmayan veya çok ağır cezalar ise çocuğun hangi davranışı değiştirmesi gerektiğini anlamasını zorlaştırabilir.
Aile açısından şu yaklaşım daha anlaşılır olabilir:
-
Az sayıda ve açık kural belirlemek
-
Aynı davranışa mümkün olduğunca benzer biçimde karşılık vermek
-
Sonucu davranışla ilişkili tutmak
-
Olumlu davranışları da fark etmek
-
Her küçük davranışı uzun bir güç mücadelesine çevirmemek
Örneğin çocuk kardeşinin oyuncağına zarar verdiyse, davranışla ilişkili sonuç zararın telafisine katılmak olabilir.
Buradaki amaç çocuğu korkutmak değil, davranış ile sonuç arasındaki ilişkiyi öğretmektir.
Ev ve Okuldan Farklı Bilgiler Gelirse Ne Anlama Gelebilir?
Ev ve okul gözlemlerinin aynı olması gerekmez.
Çocuk okulda kurallara uyarken evde yoğun çatışma yaşayabilir. Başka bir çocuk ise evde sakin görünürken sınıfta yerinde durmak, sırasını beklemek veya görevleri tamamlamak konusunda zorlanabilir.
Bu farkın kendisi değerlendirme açısından bilgi taşır.
Aile ve öğretmen karşılaştırma yaparken “Kim haklı?” sorusu yerine şu noktalara bakabilir:
-
Davranış hangi ders veya etkinliklerde artıyor?
-
Belirli arkadaşlarla daha mı sık görülüyor?
-
Görev zorlaştığında ne oluyor?
-
Serbest zamanda ve yapılandırılmış zamanda fark var mı?
-
Sabah ve gün sonu arasında değişiklik oluyor mu?
Okuldan alınan bilgi tek başına tanı koymaz; çocuğun farklı ortamlardaki işlevselliğini anlamaya yardımcı olur.
Davranışın Altında Başka Bir Güçlük Bulunabilir mi?
Evet. Dışarıdan “davranış problemi” gibi görünen bir durumun altında farklı zorlanmalar bulunabilir.
Örneğin çocuk:
-
dikkatini sürdürmekte,
-
dürtüsünü kontrol etmekte,
-
okul görevlerini öğrenmekte,
-
kaygısını ifade etmekte,
-
hayal kırıklığıyla baş etmekte,
-
arkadaş ilişkilerini yönetmekte,
-
uyku düzenini sürdürmekte
zorlanıyor olabilir.
Yoğun öfke de tek başına belirli bir tanıyı göstermez.
Bu nedenle davranışı yalnızca “çocuk istemiyor” veya “bilerek yapıyor” şeklinde açıklamak yeterli olmayabilir.
Davranış ve duyguların birlikte ele alınması hakkında daha geniş bilgi için çocuklarda davranış ve duygu sorunları sayfasını inceleyebilirsiniz.
Çocuk Psikiyatrisi Değerlendirmesinde Nelere Bakılabilir?
Çocuk ve ergen psikiyatrisi değerlendirmesinde yalnızca çocuğun problem olarak görülen davranışı ele alınmaz.
Başvuru nedenine göre:
-
davranışın başlangıcı ve seyri,
-
gelişim öyküsü,
-
ev ortamındaki gözlemler,
-
okul işlevselliği,
-
akademik beceriler,
-
arkadaş ilişkileri,
-
dikkat ve dürtü kontrolü,
-
kaygı ve diğer duygusal belirtiler,
-
uyku ve günlük rutin,
-
aile içindeki etkileşimler,
-
çocuğun kendi anlatımı
birlikte değerlendirilebilir.
Her çocuk için aynı testlerin uygulanması gerekmez.
Psikometrik veya başka değerlendirme araçları ancak belirli bir klinik soruya yanıt aramak gerektiğinde kullanılabilir. Bir test sonucu da tek başına çocuğun bütün davranışlarını açıklamaz.
İlk görüşmenin sonunda kesin tanıya ulaşılması da her zaman gerekli değildir. Gerektiğinde okuldan ek bilgi, önceki değerlendirmeler veya takip görüşmeleri sürece dahil edilebilir.
Takip Sürecinde Aile Hangi Değişiklikleri İzleyebilir?
İlerleme yalnızca “artık hiç öfkelenmiyor” şeklinde değerlendirilmez.
Başvuru nedenine göre daha somut hedeflere bakılabilir:
| Alan | İzlenebilecek değişiklik |
|---|---|
| Öfke | Daha seyrek, daha kısa veya daha az şiddetli mi? |
| Okul | Uyarılar, görev tamamlama ve okula katılım nasıl değişiyor? |
| Ev | Günlük rutinlerde çatışma azalıyor mu? |
| Akranlar | Kavga veya dışlanma azalıyor mu? |
| Sorumluluk | Yaşına uygun görevleri daha fazla tamamlayabiliyor mu? |
| İletişim | İhtiyacını davranış yerine sözle daha sık ifade edebiliyor mu? |
Her çocukta aynı hedefler kullanılmaz.
Takibin amacı çocuğu sürekli kontrol altında tutmak değil, başlangıçta zorlanılan alanların zaman içinde nasıl değiştiğini anlamaktır.
İlerleme doğrusal olmayabilir. Daha iyi geçen dönemlerin ardından yeniden zor günler görülebilir. Bu nedenle tek bir olaya değil, genel değişim örüntüsüne bakmak daha anlamlıdır.
Hangi Durumlarda Uzman Görüşü Düşünülebilir?
Her kural ihlali veya öfke için profesyonel değerlendirme gerekmez.
Ancak davranışlar:
-
uzun süredir devam ediyorsa,
-
giderek sıklaşıyor veya şiddetleniyorsa,
-
yaşıtlarından belirgin biçimde farklı görünüyorsa,
-
okul başarısını veya devamını etkiliyorsa,
-
arkadaş ilişkilerinde sürekli çatışmaya yol açıyorsa,
-
aile yaşamını yoğun ve sürekli biçimde etkiliyorsa,
-
saldırganlık veya eşyalara zarar verme belirginleşiyorsa,
-
davranışın yanında yoğun kaygı, belirgin mutsuzluk veya başka duygusal değişiklikler bulunuyorsa
çocuk ve ergen psikiyatrisi değerlendirmesi düşünülebilir.
Değerlendirmenin amacı çocuğu “sorunlu” olarak tanımlamak değil, davranışın nedenlerini ve destek gerektiren alanları daha doğru anlamaktır.
