Çocuk Psikiyatri Doktoru; bebek, çocuk ve ergen psikiyatri alanında değerlendirme, terapi ve danışmanlık hizmeti sunar.

Sosyal Medya

11 Yaş Davranış Bozuklukları Hakkında Yanlış Bilinenler

  • Anasayfa
  • Blog
  • 11 Yaş Davranış Bozuklukları Hakkında Yanlış Bilinenler
11 Yaş Davranış Bozuklukları Hakkında Yanlış Bilinenler

11 Yaş Davranış Bozuklukları Hakkında Yanlış Bilinenler

11 yaşındaki bir çocuğun zaman zaman öfkelenmesi, kuralları sorgulaması veya yetişkinlerle tartışması tek başına davranış bozukluğu anlamına gelmez. Davranışın ne kadar süredir devam ettiği, sıklığı ve şiddeti, hangi ortamlarda görüldüğü ve okul, aile ya da arkadaş ilişkilerini nasıl etkilediği birlikte değerlendirilmelidir.

Yanlış: Her Karşı Gelme Davranışı Davranış Bozukluğudur

11 yaş civarında çocukların bağımsızlık ihtiyacı artabilir. Aile kurallarını daha fazla sorgulayabilir, kararlar hakkında fikir belirtmek isteyebilir ve kendisine tanınan sınırlar konusunda yetişkinlerle tartışabilir.

Bu davranışlar tek başına psikiyatrik bir bozukluk anlamına gelmez.

Asıl önemli olan karşı gelmenin nasıl bir örüntü oluşturduğudur.

Bir çocuğun istemediği bir kural karşısında zaman zaman itiraz etmesi ile hemen her sınırda yoğun çatışma yaşaması, davranışın uzun süredir devam etmesi ve aile, okul veya arkadaş ilişkilerini belirgin biçimde bozması aynı şekilde değerlendirilmez.

Aile için daha yararlı sorular şunlardır:

  • Davranış ne zamandır devam ediyor?

  • Ne kadar sık tekrarlanıyor?

  • Tepkinin şiddeti yaşanan durumla orantılı mı?

  • Sadece evde mi, başka ortamlarda da görülüyor mu?

  • Çocuğun günlük yaşamında hangi sonuçlara yol açıyor?

Amaç çocuğu “inatçı” veya “söz dinlemeyen” olarak etiketlemek değil, davranışın ne zaman ve neden ortaya çıktığını anlamaktır.

Yanlış: Çok Öfkelenen Her Çocukta Davranış Bozukluğu Vardır

Öfke bir duygudur; tek başına psikiyatrik tanı değildir.

11 yaşındaki bir çocuk arkadaş ilişkileri, okul beklentileri, aile içindeki sınırlar veya yaşadığı başka stresler nedeniyle zaman zaman yoğun öfke yaşayabilir.

Değerlendirilmesi gereken, çocuğun öfkelenip öfkelenmediğinden çok öfkenin nasıl ortaya çıktığıdır.

Örneğin:

  • Çok küçük olaylarda yoğun tepkiler oluşuyor mu?

  • Çocuğun sakinleşmesi uzun zaman alıyor mu?

  • Eşyalara veya kişilere zarar verme görülüyor mu?

  • Öfke okul ve arkadaş ilişkilerini etkiliyor mu?

  • Son dönemde sıklığı veya şiddeti arttı mı?

Ayrıca dışarıdan yalnızca öfke olarak görünen davranışların arkasında kaygı, okul sorunları, öğrenmeyle ilgili zorlanmalar, dikkat ve dürtü kontrolü güçlükleri veya başka duygusal sorunlar bulunabilir.

Bu nedenle “çok öfkeli = davranış bozukluğu” şeklinde doğrudan bir eşleştirme yapılmamalıdır.

Yanlış: Davranış Sorunları Yalnızca Disiplin Eksikliğinden Kaynaklanır

Davranış sorunlarını yalnızca “evde yeterince kural konmamış” şeklinde açıklamak çoğu zaman aşırı basitleştiricidir.

Çocuğun mizacı, gelişim özellikleri, okul deneyimleri, arkadaş ilişkileri, dikkat ve öğrenme güçlükleri, yaşadığı stresler, aile ortamı ve duygusal durumu davranış üzerinde etkili olabilir.

Ailedeki sınırların açık ve tutarlı olması önemlidir; ancak çocuğun yaşadığı her güçlüğü ebeveyn tutumuna bağlamak doğru değildir.

Benzer şekilde bütün sorumluluğu çocuğa yüklemek de sorunun nedenini anlamaya yardımcı olmaz.

Çocuk ve ergen psikiyatrisi değerlendirmesinde amaç “Kim hata yaptı?” sorusuna cevap bulmak değil, davranışı etkileyebilecek faktörleri birlikte anlamaktır.

Yanlış: Davranış Sorunu Olan Çocuk Bilerek “Kötü” Davranır

Bir çocuğu “kötü”, “problemli”, “saygısız” veya “yaramaz” olarak tanımlamak davranışın altında ne olduğunu açıklamaz.

Çocuk bazı durumlarda sınırları bilinçli biçimde zorlayabilir. Ancak davranışın sürekli hale gelmesinde dürtü kontrolü, duygu düzenleme, sosyal problem çözme, öğrenme güçlükleri, stres veya başka ruhsal zorlanmalar rol oynayabilir.

Bu nedenle davranışı çocukla özdeşleştirmemek önemlidir.

“Sen çok öfkelisin” yerine “Öfkelendiğinde eşyaya vuruyorsun.”

“Sen yalancısın” yerine “Bu olayla ilgili anlattıkların daha sonra değişti.”

gibi davranışı kişilikten ayıran ifadeler, aileye de daha somut gözlem yapma imkânı verebilir.

Çocuğun yaptığı davranışın sınırlandırılması gerekebilir; ancak davranışı sınırlandırmak ile çocuğu olumsuz bir kimlikle etiketlemek aynı şey değildir.

Yanlış: Sorun Yalnızca Evde Görülüyorsa Önemsizdir

Davranışın farklı ortamlarda nasıl ortaya çıktığı değerlendirme açısından önemli bilgi sağlar. Ancak bir sorunun yalnızca evde görülmesi onu otomatik olarak önemsiz hale getirmez.

Çocuk evde kendisini daha rahat ifade ediyor olabilir. Belirli aile etkileşimleri, kardeş ilişkileri veya sınırlar davranışı tetikleyebilir. Buna karşılık okulun daha yapılandırılmış ortamında aynı sorun belirgin olmayabilir.

Tersi de mümkündür. Çocuk evde zorlanmazken okulda akademik beklentiler, sosyal ilişkiler veya sınıf ortamı nedeniyle güçlük yaşayabilir.

Bu nedenle aile ve okuldan gelen bilgilerin birbirinin aynısı olması beklenmez.

Daha yararlı soru şudur:

“Bu davranış hangi kişi, ortam ve koşullarda ortaya çıkıyor?”

Bu bilgi, davranışın işlevini anlamaya yardımcı olabilir.

Yanlış: Bir Test Sonucu Davranış Bozukluğunu Kesin Olarak Gösterir

Davranış sorunlarını bütün yönleriyle açıklayan tek bir test yoktur.

Bazı çocuklarda dikkat, gelişim, bilişsel beceriler, öğrenme veya duygusal süreçler hakkında daha fazla bilgi edinmek amacıyla değerlendirme araçlarından yararlanılabilir. Ancak hangi aracın gerekli olduğu başvuru nedenine göre değişir.

Test sonucunun anlamı da tek başına yorumlanmaz.

Çocuğun:

  • gelişim öyküsü,

  • ailedeki davranışları,

  • okul ortamındaki durumu,

  • arkadaş ilişkileri,

  • duygusal özellikleri,

  • uyku ve günlük rutinleri

gibi alanlarla birlikte değerlendirilmesi gerekebilir.

Bu nedenle “Test yapıldı, sonuç çıktı, artık sorunun nedeni kesin belli” yaklaşımı doğru değildir.

Testler klinik değerlendirmeye yardımcı olabilecek bilgi kaynaklarından biridir.

Yanlış: Depresyon Sadece Üzgün Görünmek Demektir

Çocuk ve ergenlerde depresyon her zaman sürekli ağlama veya belirgin üzüntü şeklinde görünmeyebilir.

Bazı çocuklarda irritabilite yani kolay öfkelenme, daha önce sevdiği etkinliklerden uzaklaşma, arkadaşlarıyla daha az görüşme, okul performansında değişiklik, uyku veya iştahta farklılaşma gibi belirtiler de görülebilir.

Bu durum, öfkeli olan her çocuğun depresyonda olduğu anlamına gelmez.

Ancak davranış değişikliğine belirgin isteksizlik, içe kapanma, keyif alamama veya günlük işlevsellikte düşüş eşlik ediyorsa yalnızca “davranış problemi” başlığına odaklanmak yeterli olmayabilir.

Çocuğun duygusal durumu da değerlendirilmelidir.

Davranış ve duygular arasındaki ilişki hakkında daha geniş bilgi için çocuklarda davranış ve duygu sorunları sayfasını inceleyebilirsiniz.

Yanlış: Daha Sert Ceza Sorunu Mutlaka Çözer

Kurallar ve sınırlar çocukların günlük yaşamında önemlidir. Ancak davranışın nedenini anlamadan yalnızca cezayı ağırlaştırmak her sorunu çözmez.

Çocuk neden zorlandığını ifade edemiyorsa, akademik bir güçlük yaşıyorsa, dürtülerini düzenlemekte zorlanıyorsa veya yoğun duygusal stres altındaysa yalnızca yaptırımın artırılması altta yatan ihtiyacı açıklamaz.

Aile açısından daha işlevsel yaklaşım:

  • hangi davranışın kabul edilebilir olmadığını açık biçimde belirlemek,

  • uygulanabilir sınırlar koymak,

  • kurallarda mümkün olduğunca tutarlı olmak,

  • olumlu davranışları da fark etmek,

  • uzun güç mücadelelerinden kaçınmak,

  • davranışın tetikleyicilerini gözlemlemek

olabilir.

Bu öneriler her çocuk için bir tedavi planı değildir. Davranışlar yoğun, tekrarlayıcı veya günlük işlevselliği bozucu hale geldiğinde aileye özgü değerlendirme gerekebilir.

11 Yaşındaki Bir Çocuk İçin Ne Zaman Uzman Görüşü Düşünülebilir?

Her davranış için geçerli tek bir başvuru eşiği bulunmaz. Bununla birlikte aileler birkaç temel noktaya birlikte bakabilir.

Değerlendirilen alan Ailenin sorabileceği soru
Süre Davranış ne zamandır devam ediyor?
Sıklık Ne kadar sık tekrarlanıyor?
Şiddet Tepki olayla orantılı mı?
Ortam Evde, okulda veya arkadaş ortamında nerede görülüyor?
İşlevsellik Okul, aile veya sosyal ilişkiler etkileniyor mu?
Seyir Zaman içinde azalıyor mu, artıyor mu?

Davranışlar uzun süredir devam ediyor, giderek yoğunlaşıyor, okul yaşamını veya arkadaş ilişkilerini belirgin biçimde bozuyor ya da aile içindeki çatışmaları sürekli hale getiriyorsa çocuk ve ergen psikiyatrisi değerlendirmesi düşünülebilir.

Değerlendirmenin amacı çocuğa “davranış bozukluğu” etiketi koymak değil; davranışın hangi koşullarda oluştuğunu, başka bir güçlükle ilişkili olup olmadığını ve çocuk ile ailenin hangi alanlarda desteğe ihtiyaç duyabileceğini anlamaktır.

Hangi Durumlarda Rutin Randevu Beklenmemelidir?

Bazı davranışlar rutin bir değerlendirme randevusunu beklemek için uygun değildir.

Çocuğun:

  • kendisine zarar verme girişiminde bulunması,

  • intihar düşüncesini ciddi niyet veya planla ifade etmesi,

  • başkasına ciddi zarar verme tehdidinde bulunması veya böyle bir girişimde bulunması,

  • kontrol edilemeyen ciddi saldırganlık göstermesi,

  • gerçeklikle temasının belirgin biçimde bozulması,

  • tehlikeli miktarda ilaç veya başka bir madde alması

durumunda güvenlik önceliklidir.

Böyle bir durumda çocuk yalnız bırakılmamalı; 112 Acil Çağrı Merkezi aranmalı veya en yakın acil servise başvurulmalıdır.

11 yaşındaki bir çocuğun davranışlarını değerlendirirken en yararlı yaklaşım, onu “iyi çocuk-kötü çocuk” veya “normal-davranış bozukluğu” şeklinde hızlı kategorilere ayırmak değildir. Davranışın süresini, şiddetini, tetikleyicilerini ve çocuğun yaşamındaki etkisini anlamak daha sağlıklı bir başlangıç noktasıdır.

Hemen Bilgi Al
Hemen Ara WhatsApp