Çocuk Psikiyatri Doktoru; bebek, çocuk ve ergen psikiyatri alanında değerlendirme, terapi ve danışmanlık hizmeti sunar.

Sosyal Medya

2 Yaş Otizm Belirtileri Konusunda Ebeveynlerin Bilmesi Gerekenler

  • Anasayfa
  • Blog
  • 2 Yaş Otizm Belirtileri Konusunda Ebeveynlerin Bilmesi Gerekenler
2 Yaş Otizm Belirtileri Konusunda Ebeveynlerin Bilmesi Gerekenler

2 Yaş Otizm Belirtileri Konusunda Ebeveynlerin Bilmesi Gerekenler

2 yaş otizm belirtileri tek bir davranışla anlaşılmaz. İsme sınırlı tepki, jest ve işaret kullanımının azlığı, ortak dikkat güçlüğü, iletişim ve oyun becerilerindeki farklılıklar ile tekrarlayıcı davranışlar birlikte değerlendirilebilir. Özellikle çocuğun daha önce kazandığı kelime, sosyal iletişim veya oyun becerilerini kaybetmesi durumunda değerlendirme geciktirilmemelidir.

2 Yaşta Otizm Belirtileri Tek Bir Davranıştan Anlaşılır mı?

Hayır. Bir çocuğun zaman zaman ismine dönmemesi, göz temasının kısa olması veya konuşmasının yaşıtlarından daha yavaş gelişmesi tek başına otizm tanısı anlamına gelmez.

Otizm değerlendirmesinde tek tek davranışlardan çok, çocuğun gelişimindeki genel örüntü önemlidir.

Sosyal iletişim, jest kullanımı, karşılıklı etkileşim, dil, oyun, taklit, esneklik ve tekrarlayıcı davranışlar birlikte ele alınabilir.

Aynı belirti farklı nedenlerle de ortaya çıkabilir. Örneğin ismine sınırlı tepki veren bir çocukta işitmeyle ilgili bir sorun değerlendirilmesi gerekebilir. Geç konuşma ise otizm dışında farklı gelişimsel nedenlerle de ilişkili olabilir.

Bu nedenle ebeveynin görevi evde otizm tanısı koymaya çalışmak değil, dikkatini çeken gelişimsel farklılıkları gözlemlemek ve gerektiğinde sağlık profesyoneliyle paylaşmaktır.

2 Yaşındaki Bir Çocuğun Gelişiminde Hangi Alanlara Bakılabilir?

İki yaş, dilin, sosyal iletişimin, jestlerin, oyunun ve problem çözme becerilerinin hızla geliştiği bir dönemdir.

Otizm açısından değerlendirme yapılırken de bu alanların birbirleriyle nasıl ilişkili olduğuna bakılır.

Sosyal iletişim ve karşılıklılık

Sosyal iletişim yalnızca göz teması kurmak anlamına gelmez.

Çocuğun ebeveyninin yüzüne bakması, karşılıklı gülümsemesi, yetişkinin tepkisini takip etmesi, birlikte yapılan bir etkinliğe katılması ve sosyal etkileşime karşılık vermesi gibi pek çok davranış bu alanın parçasıdır.

Bazı çocuklarda sosyal karşılıklılık daha sınırlı olabilir. Çocuk uzun süre kendi etkinliğiyle ilgilenebilir, yetişkini oyuna daha az dahil edebilir veya sosyal çağrılara beklenenden daha az yanıt verebilir.

Bununla birlikte tek bir davranış üzerinden sonuca varılmamalıdır.

Jest, işaret etme ve ortak dikkat

Çocukların iletişimi yalnızca kelimelerden oluşmaz.

İşaret etmek, bir nesneyi ebeveyne göstermek, başıyla “evet” veya “hayır” anlamında hareket etmek, el sallamak ve yüz ifadelerini kullanmak da iletişimin parçalarıdır.

Özellikle ortak dikkat önemli bir gelişim alanıdır.

Örneğin çocuk ilginç bir nesne gördüğünde nesneye bakıp ardından ebeveynine dönebilir, parmağıyla bir şeyi göstererek ilgisini paylaşabilir veya sevdiği bir oyuncağı yetişkine getirebilir.

Bazı çocuklar istedikleri bir nesneyi almak için yetişkinin elini kullanabilir ancak gördükleri ilginç bir şeyi paylaşmak için daha az işaret edebilir. Bu tür gözlemler sosyal iletişim değerlendirmesinde anlamlı olabilir.

Dil ve İletişim

İki yaş civarında çocukların iletişim becerileri arasında önemli bireysel farklılıklar bulunabilir.

Bu nedenle yalnızca “kaç kelime söylüyor?” sorusuna odaklanmak yeterli değildir.

Çocuğun kelimeleri iletişim amacıyla kullanıp kullanmadığı, jestlerle konuşmayı birleştirip birleştirmediği, karşısındaki kişiye ihtiyaç veya ilgisini nasıl aktardığı da önemlidir.

Konuşma gecikmesi otizmle birlikte görülebilir; ancak her geç konuşan çocukta otizm olduğu söylenemez.

Konuşmanın yanında sosyal etkileşim, ortak dikkat, işaret etme, taklit ve oyun alanlarının da değerlendirilmesi daha anlamlıdır.

Oyun ve Taklit

İki yaşındaki çocuklar çevrelerinde gördüklerini giderek daha fazla taklit etmeye ve günlük yaşamı oyuna taşımaya başlayabilir.

Oyuncağa yemek yedirme, telefonu kulağına götürme veya yetişkinin yaptığı basit bir hareketi taklit etme gibi oyunlar bu gelişim alanının parçalarıdır.

Bazı çocuklarda taklit sınırlı olabilir veya oyun daha çok nesnenin belirli bir parçasına odaklanabilir.

Örneğin çocuk arabayı sürmek yerine uzun süre yalnızca tekerleğini çevirmekle ilgilenebilir.

Bu davranışların zaman zaman görülmesi tek başına otizm anlamına gelmez. Değerlendirmede oyunun çeşitliliğine, esnekliğine ve sosyal etkileşimle nasıl birleştiğine de bakılır.

Tekrarlayıcı Davranışlar ve Duyusal Farklılıklar

Otizm spektrumunda bazı çocuklarda el çırpma, sallanma, nesneleri tekrar tekrar döndürme veya belirli düzenlere yoğun ilgi gibi tekrarlayıcı davranışlar görülebilir.

Rutin değişikliklerine yoğun tepki veya belirli ses, doku, yiyecek ya da başka duyusal uyaranlara alışılmışın dışında tepkiler de değerlendirme sırasında gündeme gelebilir.

Ancak küçük çocukların tekrar içeren oyunları sevmesi olağandır.

Bu nedenle önemli olan yalnızca tekrarlayıcı davranışın bulunması değil; ne kadar yoğun olduğu, çocuğun başka oyunlara geçebilmesini ne ölçüde etkilediği ve sosyal iletişim alanındaki diğer özelliklerle birlikte görülüp görülmediğidir.

İsme Tepki Vermemek veya Göz Temasının Az Olması Tek Başına Otizm midir?

Hayır.

Çocuk oyuna yoğunlaşmış olabilir, yorgun olabilir veya dikkatini başka bir noktaya vermiş olabilir. İsme sık tepki vermeme durumunda işitmenin de değerlendirilmesi gerekebilir.

Benzer biçimde göz teması çocuklar arasında doğal olarak değişebilir.

Otizm değerlendirmesinde amaç çocuğun kaç saniye göz teması kurduğunu saymak değildir. Göz temasının jestler, mimikler, sosyal karşılıklılık ve iletişimle nasıl birlikte kullanıldığı daha anlamlıdır.

İsme tepki sınırlılığına ortak dikkat güçlüğü, jest kullanımının azlığı, sosyal etkileşim farklılıkları ve dil gelişimiyle ilgili başka işaretler de eşlik ediyorsa daha kapsamlı gelişimsel değerlendirme düşünülmesi uygun olabilir.

Geç Konuşan Her 2 Yaşındaki Çocukta Otizm Var mıdır?

Hayır. Konuşma gecikmesi tek başına otizm anlamına gelmez.

Çocukların dil gelişimindeki gecikmeler farklı nedenlerle ilişkili olabilir. İşitme, genel gelişim, dil gelişimi ve çocuğun çevresi gibi alanların gerektiğinde ayrıca değerlendirilmesi gerekebilir.

Otizm açısından daha fazla önem taşıyan nokta, konuşmanın sosyal iletişimin diğer parçalarıyla nasıl birlikte geliştiğidir.

Çocuk az konuşsa bile yetişkinle ilgisini paylaşabilir, işaret edebilir, taklit edebilir, oyununa ebeveyni katabilir ve iletişim kurmak için farklı yollar kullanabilir.

Buna karşılık konuşma gecikmesine ortak dikkat, sosyal karşılıklılık, jest kullanımı ve oyunla ilgili belirgin farklılıklar da eşlik ediyorsa daha geniş değerlendirme düşünülebilir.

Gelişimsel Tarama ile Otizm Tanısı Aynı Şey mi?

Hayır.

Gelişimsel veya otizme özgü tarama, çocuğun daha ayrıntılı değerlendirmeye ihtiyaç duyup duymadığını anlamaya yardımcı olur.

Tarama sonucunun risk göstermesi çocuğun kesin olarak otizm tanısı aldığı anlamına gelmez. Benzer şekilde bir taramanın risk göstermemesi de ebeveynin veya hekimin devam eden gelişimsel kaygılarını otomatik olarak ortadan kaldırmaz.

Otizm tanısal değerlendirmesi daha geniştir.

Çocuğun gelişim öyküsü, sosyal iletişim becerileri, oyun, dil, davranış özellikleri ve doğrudan gözlem birlikte değerlendirilebilir. Gerektiğinde dil, işitme, bilişsel veya genel gelişim alanlarında ek değerlendirmeler yapılabilir.

Bu nedenle internette doldurulan bir kontrol listesi veya tek bir test sonucuyla tanı koymaya çalışmak uygun değildir.

Hangi Durumlarda Değerlendirmeyi Geciktirmemek Gerekir?

Ebeveynin gelişimle ilgili kaygısı tek başına bile sağlık profesyoneliyle konuşmak için yeterli bir nedendir.

Özellikle şu durumlarda değerlendirmeyi ertelememek önemlidir:

  • Çocuğun daha önce kullandığı kelimeleri kaybetmesi

  • Daha önce gösterdiği sosyal etkileşim veya iletişim becerilerinde belirgin gerileme

  • İsme tepkinin sürekli biçimde çok sınırlı olması

  • İşaret etme ve başka jestlerin belirgin biçimde az olması

  • Karşılıklı sosyal etkileşimin oldukça sınırlı görünmesi

  • Dil gelişimiyle birlikte sosyal iletişim alanında da belirgin farklılıklar bulunması

  • Oyun ve taklit becerilerinin belirgin biçimde sınırlı olması

  • Tekrarlayıcı davranışların yoğun olması ve günlük etkileşimi belirgin biçimde sınırlandırması

Özellikle kazanılmış becerilerin kaybı, yalnızca “biraz daha bekleyelim” yaklaşımıyla ele alınmaması gereken bir durumdur.

Otizm Değerlendirmesinde Nelere Bakılabilir?

Otizm değerlendirmesi yalnızca göz temasına veya konuşma düzeyine bakılarak yapılmaz.

Başvuru nedenine göre değerlendirmede:

  • gebelik, doğum ve erken gelişim öyküsü,

  • dil ve iletişim gelişimi,

  • jest ve ortak dikkat becerileri,

  • karşılıklı sosyal etkileşim,

  • taklit ve oyun,

  • tekrarlayıcı davranışlar,

  • duyusal özellikler,

  • günlük yaşam becerileri,

  • daha önce kazanılmış becerilerde kayıp olup olmadığı

ele alınabilir.

Gerekli görülürse işitme, dil gelişimi, bilişsel veya genel gelişim alanları için ek değerlendirme de gündeme gelebilir.

Amaç çocuğu yalnızca “otizm var/yok” şeklinde kategorize etmek değil, gelişim profilini ve hangi alanlarda desteğe ihtiyaç duyabileceğini anlamaktır.

Ebeveynler Değerlendirme Öncesinde Neleri Gözlemleyebilir?

Ailelerin evde test uygulaması veya çocuğu sürekli sınaması gerekmez.

Bunun yerine günlük yaşamdan somut örnekler gözlemlemek daha yararlıdır:

  • İsmi söylendiğinde genellikle nasıl tepki veriyor?

  • İlgisini paylaşmak için bir şeyi size gösteriyor mu?

  • İstediği şeyleri nasıl ifade ediyor?

  • İşaret, el sallama veya başka jestleri kullanıyor mu?

  • Sizi oyuna dahil ediyor mu?

  • Basit hareketleri veya günlük davranışları taklit ediyor mu?

  • Oyuncakları farklı biçimlerde kullanabiliyor mu?

  • Daha önce yaptığı ancak artık yapmadığı bir beceri var mı?

Bu gözlemlerin amacı tanı koymak değildir. Ailenin gelişimsel kaygısını daha somut biçimde sağlık profesyoneline aktarabilmesine yardımcı olmaktır.

2 yaşındaki bir çocukta otizm olasılığını değerlendirirken tek bir belirtiye odaklanmak yerine çocuğun sosyal iletişim, dil, oyun ve davranış gelişiminin bütününe bakmak daha sağlıklı bir yaklaşımdır. Kaygı varsa “biraz daha büyüsün” diye uzun süre beklemek yerine gelişimin profesyonel olarak değerlendirilmesi, çocuğun ihtiyaçlarının daha erken anlaşılmasına yardımcı olabilir.

Hemen Bilgi Al
Hemen Ara WhatsApp