13 Yaşında Oğlum Yalan Söylüyor ve Çocuk Psikiyatrisi Değerlendirmesi
13 yaşındaki bir ergenin zaman zaman yalan söylemesi tek başına psikiyatrik bozukluk anlamına gelmez. Önemli olan yalanın amacı, ne kadar sık tekrarlandığı, hangi konuları gizlediği ve aile, okul ya da sosyal yaşamı etkileyip etkilemediğidir. Tekrarlayan yalan başka belirgin değişikliklerle birlikteyse çocuk ve ergen psikiyatrisi değerlendirmesi düşünülebilir.
13 Yaşında Yalan Söylemek Her Zaman Bir Sorun mu?
Hayır. Ergenlik döneminde bağımsızlık ve mahremiyet ihtiyacı artabilir. Genç kişi ailesiyle her ayrıntıyı paylaşmak istemeyebilir, bazı olayları eksik anlatabilir veya yaptığı bir hatanın sonucundan kaçınmak için gerçeği saklayabilir.
Bu davranışların doğru olduğunu söylemek başka, her birini psikiyatrik sorun olarak yorumlamak başkadır.
Tek bir olaydan çok davranışın örüntüsüne bakmak gerekir.
Aileler şu soruları düşünebilir:
-
Yalan ne kadar sık tekrarlanıyor?
-
Hangi konularda söyleniyor?
-
Daha çok cezadan kaçmak için mi kullanılıyor?
-
Ergen mahremiyetini mi korumaya çalışıyor?
-
Okul, para, arkadaş çevresi veya güvenliği ilgilendiren konular mı gizleniyor?
-
Yalan ailedeki güven ilişkisini ne ölçüde etkiliyor?
-
Başka davranış veya duygu değişiklikleri de eşlik ediyor mu?
Bu soruların amacı çocuğu sorguya çekmek değil, davranışın hangi koşullarda ortaya çıktığını anlamaktır.
Önce Yalanın Ne İşe Yaradığını Anlamak Gerekir
Aynı davranışın altında farklı nedenler olabilir. “Neden yalan söylüyor?” sorusuna bütün ergenler için geçerli tek bir cevap vermek mümkün değildir.
Cezadan veya hayal kırıklığından kaçınmak
Ergen yaptığı bir hatayı açıkladığında yoğun tepkiyle karşılaşacağını düşünüyorsa gerçeği gizleme eğilimi gösterebilir.
Örneğin düşük bir notu saklamak, yapılmayan ödev için “yaptım” demek veya aile kuralını ihlal ettiğini inkâr etmek o anki sonuçtan kaçınmaya yönelik olabilir.
Bu durum yalanı kabul edilebilir hale getirmez. Ancak davranışın işlevini anlamak, aileye nasıl karşılık vereceği konusunda daha fazla bilgi verir.
Sadece cezayı artırmak, bazı gençlerde gerçeği söylemek yerine davranışı daha iyi gizlemeye çalışma sonucunu doğurabilir.
Mahremiyet ve bağımsızlık alanını korumak
13 yaşındaki bir genç, arkadaşlarıyla yaptığı her konuşmayı veya bütün duygularını ailesiyle paylaşmak istemeyebilir.
Mahremiyet istemek ile güvenliği veya önemli aile kurallarını ilgilendiren bir konuda sürekli yanlış bilgi vermek aynı şey değildir.
Ebeveynin amacı ergenin her özel bilgisini öğrenmek olmamalıdır. Buna karşılık nerede olduğu, güvenliği, önemli okul sorumlulukları veya riskli davranışlar gibi alanlarda yaşına uygun sınırlar devam eder.
Okul veya sorumluluklarla ilgili güçlüğü saklamak
Bazen yalan, asıl sorunun kendisi değil, başka bir güçlükten kaçınmanın yolu olabilir.
Ödevini yapmadığını sürekli saklayan bir çocuk öğrenmeyle ilgili zorlanıyor olabilir. Okul notları hakkında doğru bilgi vermeyen bir ergen başarısızlık korkusu yaşayabilir. Bir sorumluluğu yerine getirmediğinde hemen farklı bir hikâye anlatması, sonuçlarla baş etmekte zorlandığını gösterebilir.
Bu nedenle yalnızca “doğruyu söyle” demek yerine hangi sorumlulukta ve neden zorlandığını anlamak önemlidir.
Daha ciddi bir davranışı gizlemek
Bazı durumlarda tekrarlayan yalan davranışı daha yakından değerlendirilmelidir.
Ergen sürekli nerede olduğunu yanlış söylüyor, para veya eşya konusunda açıklanamayan tutarsızlıklar bulunuyor, okuldan kaçma, madde kullanımı, hırsızlık, ciddi kural ihlalleri veya başka riskli davranışlar gizleniyorsa yalanı tek başına ele almak yeterli değildir.
Bu durumda asıl değerlendirilmesi gereken, gizlenen davranışın kendisi ve ergenin güvenliğidir.
Hangi Yalan Örüntüsü Daha Yakından Değerlendirilmeli?
Tek bir yalan ile uzun süredir devam eden bir davranış örüntüsü aynı değildir.
Aileler özellikle şu alanlara bakabilir:
| Değerlendirilen alan | Sorulabilecek soru |
|---|---|
| Sıklık | Yalan ara sıra mı, sürekli mi söyleniyor? |
| Süre | Bu örüntü ne zamandır devam ediyor? |
| İçerik | Küçük sorumluluklar mı, güvenliği ilgilendiren konular mı gizleniyor? |
| Sonuç | Okul, aile ve arkadaş ilişkileri etkileniyor mu? |
| Eşlik eden davranışlar | Öfke, okuldan kaçma, hırsızlık veya riskli davranışlar var mı? |
| Duygusal değişim | İçe kapanma, kaygı, isteksizlik veya belirgin mutsuzluk eşlik ediyor mu? |
Yalan söyleme tekrarlayıcı hale geliyor, güven ilişkisini ciddi biçimde bozuyor veya başka belirgin sorunlarla birlikte görülüyorsa daha kapsamlı değerlendirme yararlı olabilir.
Yalanın Yanında Öfke Varsa Ne Anlama Gelebilir?
Ergenlerde öfke problemi tek başına belirli bir tanıyı göstermez.
Genç kişi yalanı ortaya çıktığında sonuçlardan korktuğu için öfkelenebilir. Sürekli sorgulandığını düşündüğü için savunmaya geçebilir. Okul, arkadaşlıklar veya aile ilişkileriyle ilgili başka bir zorlanma yaşıyor olabilir.
Yoğun ve tekrarlayan öfke aynı zamanda dikkat ve dürtü kontrolü güçlükleri, kaygı, duygudurum sorunları veya başka gelişimsel ve psikiyatrik durumlarla birlikte görülebilir.
Bu nedenle “Hem yalan söylüyor hem çok öfkeli, davranış bozukluğu var” şeklinde doğrudan sonuca ulaşmak uygun değildir.
Öfkenin:
-
ne kadar sık ortaya çıktığı,
-
hangi durumlarda başladığı,
-
ne kadar sürdüğü,
-
sözlü veya fiziksel saldırganlığa dönüşüp dönüşmediği,
-
okul ve sosyal yaşamı etkileyip etkilemediği
değerlendirilmelidir.
Yalan Söyleme Depresyon Belirtisi Olabilir mi?
Yalan söylemek tek başına depresyon belirtisi değildir.
Ancak davranış değişikliğinin yanında başka belirtiler varsa ergenin duygusal durumu da değerlendirilmelidir.
Ergenlik döneminde depresif belirtiler yalnızca sürekli üzgün görünmek şeklinde ortaya çıkmayabilir. Belirgin irritabilite veya öfke, daha önce sevdiği şeylerden uzaklaşma, arkadaşlarından çekilme, uyku veya iştahta değişiklik, enerjide azalma, konsantrasyon güçlüğü ve okul işlevselliğinde düşüş görülebilir.
Dolayısıyla ergen yalan söylüyor diye depresyon varsaymak doğru olmadığı gibi, davranış sorununa odaklanıp belirgin duygusal değişiklikleri tamamen gözden kaçırmak da uygun değildir.
Davranış ve duygular arasındaki ilişki hakkında daha geniş bilgi için çocuklarda davranış ve duygu sorunları sayfasını inceleyebilirsiniz.
Tekrarlayan Yalan Davranım Bozukluğu Anlamına mı Gelir?
Hayır. Yalan söyleme tek başına davranım bozukluğu tanısı anlamına gelmez.
Davranım bozukluğu çok daha geniş ve ciddi bir davranış örüntüsünü ifade eder. Değerlendirmede tekrarlayıcı saldırganlık, başkalarının haklarını ihlal etme, hırsızlık, ciddi kural ihlalleri, mala zarar verme ve benzeri davranışlar birlikte ele alınır.
Bu nedenle tek başına “yalan söylüyor” bilgisi üzerinden tanı çıkarmak uygun değildir.
Bununla birlikte yalan söylemeye:
-
tekrarlayan hırsızlık,
-
ciddi saldırganlık,
-
okuldan sürekli kaçma,
-
evden kaçma,
-
başkalarının haklarını önemsemeyen davranışlar,
-
ciddi kural ihlalleri
eşlik ediyorsa kapsamlı çocuk ve ergen psikiyatrisi değerlendirmesi önem kazanır.
Amaç ergene hızlıca bir etiket koymak değil, davranış örüntüsünün bütününü anlamaktır.
Aile Yalan Ortaya Çıktığında Nasıl Yaklaşabilir?
Ailenin yalanı görmezden gelmesi gerekmez. Güven ilişkisi ve sorumluluklar açısından açık sınırlar önemlidir.
Ancak ergeni “yalancı”, “güvenilmez” veya “kötü niyetli” olarak etiketlemek sorunun nedenini anlamayı zorlaştırabilir.
Daha yararlı yaklaşım, kişilik yerine somut davranışı konuşmaktır.
Örneğin:
“Bu konuda bana doğru bilgi vermediğin için planlarımızı güvenle yapamıyoruz.”
gibi bir ifade, davranışın sonucunu açıklar.
Aile ayrıca şu noktalara dikkat edebilir:
-
Konuşmayı mümkünse yoğun öfke anının dışında yapmak
-
Önce ne olduğunu anlamaya çalışmak
-
Yalanın kabul edilmediğini açıkça belirtmek
-
Sonucu davranışla ilişkili ve ölçülü tutmak
-
Doğruyu söylediğinde de bunu fark etmek
-
Aynı konuda değişken ve öngörülemez cezalar kullanmamak
-
Ergenin yaşına uygun mahremiyet alanını tamamen ortadan kaldırmamak
Dinlemek davranışı onaylamak değildir. Sınır koymak da bütün iletişimi cezaya dönüştürmek anlamına gelmez.
Çocuk Psikiyatrisi Değerlendirmesinde Nelere Bakılır?
Çocuk ve ergen psikiyatrisi değerlendirmesinde amaç yalnızca “kaç kez yalan söylediğini” saymak değildir.
Başvuruya göre şu alanlar birlikte ele alınabilir:
-
Yalan davranışının başlangıcı ve seyri
-
Hangi durumlarda ortaya çıktığı
-
Evdeki iletişim ve sınırlar
-
Okul performansı ve sorumlulukları
-
Arkadaş ilişkileri
-
Dikkat ve dürtü kontrolü
-
Kaygı ve duygudurum belirtileri
-
Öfke ve davranış kontrolü
-
Uyku ve günlük rutin
-
Riskli davranışlar
-
Ergenin kendi anlatımı
Ebeveyn ile ergen aynı olayları farklı anlatabilir. Bu durum değerlendirmeyi geçersiz kılmaz. Aynı olayın iki kişi tarafından farklı algılanması da anlamlı klinik bilgi olabilir.
Gerektiğinde okuldan veya farklı kaynaklardan bilgi alınabilir. Her başvuruda test yapılması gerekmez ve tek bir psikolojik test yalan davranışının nedenini kesin olarak açıklamaz.
Değerlendirme sonunda aileye yönelik bilgilendirme, iletişim ve sınır düzenlemeleri, psikoterapi veya başka destek seçenekleri gündeme gelebilir. Plan, değerlendirmede ortaya çıkan ihtiyaca göre şekillenir.
13 yaşındaki bir ergenin yalan söylemesini değerlendirirken en yararlı başlangıç noktası “Bunu neden bana yapıyor?” sorusundan çok, “Bu davranış neyi çözmeye veya gizlemeye çalışıyor ve yaşamının başka hangi alanlarında değişiklik görüyorum?” sorusu olabilir. Bu yaklaşım hem sınırların korunmasına hem de gerektiğinde altta yatan güçlüğün daha doğru değerlendirilmesine yardımcı olur.
