3 Yaş Otizm Belirtileri: Ailelerin Merak Ettiği Temel Konular
3 yaş otizm belirtileri tek bir davranışla anlaşılmaz. Sosyal iletişim ve karşılıklı etkileşimdeki farklılıklar, dilin iletişim amacıyla kullanımı, ortak dikkat, oyun ve taklit becerileri ile tekrarlayıcı davranışlar birlikte değerlendirilir. Özellikle daha önce kazanılmış dil veya sosyal beceriler kaybediliyorsa gelişimsel değerlendirme geciktirilmemelidir.
3 Yaş Otizm Belirtileri Tek Bir Davranıştan Anlaşılır mı?
Hayır. Bir çocuğun zaman zaman ismine dönmemesi, göz temasının kısa olması, tek başına oyun oynamayı sevmesi veya konuşmasının yaşıtlarından daha yavaş ilerlemesi tek başına otizm anlamına gelmez.
Otizm değerlendirmesinde tek bir davranıştan çok çocuğun gelişimindeki genel örüntü önemlidir.
Sosyal karşılıklılık, jest ve mimiklerin kullanımı, dilin karşılıklı iletişim için kullanılması, oyun, taklit, akranlarla etkileşim, davranış esnekliği ve tekrarlayıcı özellikler birlikte ele alınabilir.
Aynı davranışın farklı açıklamaları da olabilir. Örneğin ismine sık tepki vermeyen bir çocukta işitmeyle ilgili durumların değerlendirilmesi gerekebilir. Konuşma gecikmesi ise farklı gelişimsel nedenlerle görülebilir.
Bu nedenle ebeveynin görevi tek tek belirtileri eşleştirerek evde tanı koymak değil, dikkatini çeken gelişimsel farklılıkları mümkün olduğunca somut biçimde gözlemlemektir.
3 Yaş Gelişiminde Hangi Alanlara Birlikte Bakılabilir?
Üç yaş döneminde çocukların oyun, dil, sosyal etkileşim ve günlük yaşam becerileri hızla gelişir. Her çocuk aynı hızda ilerlemez; ancak belirgin gelişimsel farklılıklar veya ebeveyn kaygısı olduğunda farklı alanların birlikte değerlendirilmesi yararlı olabilir.
Sosyal karşılıklılık ve akranlarla etkileşim
Sosyal iletişim yalnızca göz teması kurmaktan ibaret değildir.
Çocuğun yetişkinin tepkisini fark etmesi, karşılıklı gülümsemesi, ilgisini paylaşması, oyuna başka bir kişiyi dahil etmesi ve sosyal etkileşimi sürdürmesi bu alanın parçalarıdır.
Üç yaş civarında birçok çocuk başka çocukları fark etmeye ve onların oyunlarına katılmaya başlar. Bununla birlikte çocukların sosyal ilgisi ve mizaçları doğal olarak farklılık gösterebilir.
Değerlendirmede önemli olan yalnızca “arkadaşlarıyla oynuyor mu?” sorusu değildir. Çocuğun başkalarının ilgisine nasıl karşılık verdiği, kendi ilgisini paylaşmak isteyip istemediği ve karşılıklı etkileşimi nasıl sürdürdüğü de önemlidir.
Dilin karşılıklı iletişim için kullanılması
Üç yaşındaki bir çocukta yalnızca kaç kelime bulunduğuna bakmak yeterli değildir.
Çocuğun konuşmayı karşılıklı iletişim için nasıl kullandığı da değerlendirilir.
Örneğin çocuk:
-
bir isteğini ifade ediyor mu,
-
sorulara karşılık veriyor mu,
-
kısa da olsa karşılıklı konuşmayı sürdürebiliyor mu,
-
yaşadığı veya gördüğü bir şeyi paylaşmaya çalışıyor mu,
-
konuşurken jest ve yüz ifadelerini de kullanıyor mu?
gibi alanlarda gözlemlenebilir.
Bazı çocukların kelime ve cümleleri olabilir ancak konuşmayı karşılıklı iletişim amacıyla kullanmaları daha sınırlı olabilir.
Bu nedenle “konuşuyor” veya “konuşmuyor” şeklindeki tek ayrım gelişimin bütününü açıklamaz.
Jest, mimik ve ortak dikkat
İletişim yalnızca sözcüklerden oluşmaz.
İşaret etmek, başıyla onaylamak, el sallamak, yüz ifadesini karşıdaki kişiye yöneltmek ve ilgi duyduğu bir şeyi yetişkine göstermek de iletişimin parçalarıdır.
Ortak dikkat ise çocukla başka bir kişinin aynı nesne veya olaya ortak ilgi göstermesidir.
Örneğin çocuk gördüğü ilginç bir şeyi parmağıyla gösterip ebeveyninin yüzüne bakabilir veya sevdiği bir nesneyi yalnızca almak için değil, paylaşmak amacıyla getirebilir.
Ortak dikkat ve jest kullanımının belirgin biçimde sınırlı olması, sosyal iletişimin diğer alanlarıyla birlikte ele alınabilir.
Taklit ve oyun
Oyun, üç yaşındaki çocuğun gelişimini anlamak için önemli bilgi sağlar.
Çocuk günlük yaşamda gördüğü davranışları taklit edebilir, oyuncaklarla basit senaryolar oluşturabilir ve başka kişileri oyununa dahil etmeye başlayabilir.
Bazı çocuklarda oyun daha sınırlı veya tekrarlayıcı olabilir. Oyuncağın tamamından çok belirli bir parçasıyla uzun süre ilgilenmek, aynı oyun düzenini sürekli tekrarlamak veya oyuna başka bir kişinin katılmasıyla belirgin biçimde zorlanmak görülebilir.
Tek bir tekrarlayıcı oyun otizm anlamına gelmez.
Oyunun çeşitliliği, esnekliği, taklit becerileri ve karşılıklı sosyal etkileşimle nasıl birleştiği birlikte değerlendirilmelidir.
Tekrarlayıcı davranışlar ve esneklik
Bazı çocuklarda el çırpma, sallanma, dönme, nesneleri belirli biçimde sıralama veya aynı hareketi tekrar etme gibi davranışlar görülebilir.
Rutinlerdeki değişikliklere belirgin tepki, belirli konulara yoğun ilgi veya bazı ses, doku, koku ve başka duyusal uyaranlara alışılmışın dışında tepkiler de değerlendirmede gündeme gelebilir.
Küçük çocukların tekrar içeren oyun ve rutinlerden hoşlanması olağandır.
Bu nedenle yalnızca tekrarlayıcı davranışın varlığına değil, davranışın yoğunluğuna, çocuğun başka etkinliklere geçmesini ne kadar etkilediğine ve sosyal iletişim alanındaki başka farklılıklarla birlikte bulunup bulunmadığına bakılır.
Göz Temasının Az Olması veya İsme Dönmemek Tek Başına Otizm midir?
Hayır.
Çocuğun göz teması kişiden kişiye ve ortama göre değişebilir. Otizm değerlendirmesinde amaç çocuğun kaç saniye göz teması kurduğunu ölçmek değildir.
Daha anlamlı olan, bakışların iletişim içinde nasıl kullanıldığıdır.
Çocuk bir şeyi göstermek istediğinde ebeveynine bakıyor mu? Yardıma ihtiyaç duyduğunda bakışını, sesini ve jestlerini birlikte kullanıyor mu? Sevindiğinde ilgisini paylaşmak için karşısındaki kişiye yöneliyor mu?
İsme tepki için de benzer bir yaklaşım gerekir.
Çocuk bazen oyununa yoğunlaştığı için dönmeyebilir. Ancak ismine çok sık tepki vermeme sürekli bir örüntü oluşturuyorsa işitme dahil farklı gelişim alanlarının değerlendirilmesi gerekebilir.
İsme sınırlı tepki; ortak dikkat, jest kullanımı, karşılıklı iletişim veya oyunla ilgili başka belirgin farklılıklarla birlikteyse daha kapsamlı değerlendirme düşünülebilir.
Geç Konuşan Her 3 Yaşındaki Çocukta Otizm Var mıdır?
Hayır. Konuşma gecikmesi tek başına otizm anlamına gelmez.
Dil gelişiminin farklı nedenlerle gecikebilmesi mümkündür. İşitme, gelişimsel dil güçlükleri veya genel gelişimle ilişkili başka etkenlerin gerektiğinde ayrıca değerlendirilmesi gerekebilir.
Otizm açısından önemli olan, dil becerilerinin sosyal iletişimin diğer parçalarıyla nasıl birleştiğidir.
Örneğin az konuşan bir çocuk yine de:
-
ilgisini ebeveyniyle paylaşabilir,
-
işaret edebilir,
-
taklit edebilir,
-
yardım isteyebilir,
-
başka kişileri oyununa dahil edebilir,
-
sözel olmayan yollarla karşılıklı iletişim kurabilir.
Konuşma gecikmesine ortak dikkat, sosyal karşılıklılık, jest kullanımı ve oyun alanlarında belirgin farklılıklar da eşlik ediyorsa daha geniş gelişimsel değerlendirme yararlı olabilir.
Çocuk Konuşuyorsa Otizm İhtimali Dışlanır mı?
Hayır.
Otizm yalnızca konuşmanın başlayıp başlamadığı üzerinden değerlendirilmez.
Bazı çocuklar yaşına uygun veya ileri düzeyde kelime bilgisine sahip olabilir ancak konuşmayı karşılıklı sosyal iletişim amacıyla kullanmakta zorlanabilir.
Örneğin çocuk belirli konularda uzun süre konuşabilir ancak karşısındaki kişinin ilgisini takip etmekte, karşılıklı konuşmayı sürdürmekte veya deneyimlerini paylaşmakta zorlanabilir.
Benzer biçimde hayali oyun yapması, ailesine sevgi göstermesi veya göz teması kurabilmesi de tek başına otizmi dışlamaz.
Değerlendirmede davranışların tek tek varlığından çok sosyal iletişim ve etkileşimin bütününe bakılır.
Gelişim Basamağı, Tarama ve Otizm Tanısı Aynı Şey mi?
Hayır. Bu üç kavram birbirinden farklıdır.
Gelişim basamakları, belirli yaşlarda çocukların çoğunda görülen becerilerin izlenmesine yardımcı olur. Çocuğun bir gelişim basamağını henüz göstermemesi tek başına otizm tanısı anlamına gelmez.
Gelişimsel veya otizme özgü tarama, daha ayrıntılı değerlendirme ihtimali olup olmadığını belirlemeye yardımcı olan yapılandırılmış bir süreçtir. Tarama sonucu da tanı değildir.
Tanısal değerlendirme ise daha geniştir. Çocuğun gelişim öyküsü, sosyal iletişimi, davranışları, oyun becerileri ve doğrudan gözlemi birlikte değerlendirilebilir.
Gerektiğinde dil, işitme, bilişsel gelişim veya günlük yaşam becerileriyle ilgili ek değerlendirmeler de gündeme gelebilir.
Bu nedenle internetteki kontrol listeleri veya tek bir test üzerinden “otizm var” ya da “otizm yok” sonucuna ulaşmak uygun değildir.
Hangi Durumlarda Değerlendirmeyi Geciktirmemek Gerekir?
Ebeveyn çocuğunun gelişimi konusunda belirgin bir kaygı taşıyorsa bunu sağlık profesyoneliyle paylaşmak için kesin bir tanı şüphesi oluşmasını beklemek gerekmez.
Özellikle şu durumlarda değerlendirmeyi geciktirmemek önemlidir:
-
Daha önce kullanılan kelime veya ifadelerin kaybedilmesi
-
Daha önce görülen sosyal iletişim becerilerinde belirgin gerileme
-
Akranlarla veya yetişkinlerle karşılıklı etkileşimin belirgin biçimde sınırlı olması
-
Konuşma gelişimindeki farklılığa ortak dikkat ve jest güçlüklerinin eşlik etmesi
-
Çocuğun iletişim amacıyla dili çok sınırlı kullanması
-
Oyun ve taklit becerilerinde belirgin sınırlılık
-
Tekrarlayıcı davranışların veya değişikliklere tepkilerin günlük yaşamı belirgin biçimde etkilemesi
-
Ebeveynin çocuğun gelişiminde kayıp veya belirgin bir değişim fark etmesi
Özellikle daha önce kazanılmış bir becerinin kaybı “biraz daha bekleyelim” yaklaşımıyla ele alınmamalıdır.
Otizm Değerlendirmesinde Hangi Alanlar Ele Alınabilir?
Otizm değerlendirmesi yalnızca göz teması, konuşma veya belirli bir test sonucundan oluşmaz.
Başvuru nedenine göre şu alanlar birlikte ele alınabilir:
-
Erken gelişim öyküsü
-
Dil ve iletişim gelişimi
-
Karşılıklı sosyal etkileşim
-
Jest ve ortak dikkat
-
Akranlarla ilişki
-
Taklit ve oyun
-
Tekrarlayıcı davranışlar
-
İlgi alanları ve değişikliklere uyum
-
Duyusal özellikler
-
Günlük yaşam becerileri
-
Kazanılmış becerilerde kayıp olup olmadığı
Gerekli olduğunda işitme, dil ve konuşma, bilişsel gelişim veya başka gelişim alanları hakkında ek değerlendirmeler istenebilir.
Amaç yalnızca “otizm var mı?” sorusunu cevaplamak değildir. Çocuğun gelişim profilini, güçlü olduğu alanları ve desteğe ihtiyaç duyabileceği becerileri anlamak da değerlendirme sürecinin önemli parçasıdır.
Ebeveynler Günlük Yaşamda Neleri Gözlemleyebilir?
Ebeveynlerin evde otizm testi uygulaması veya çocuğu sürekli sınaması gerekmez.
Günlük yaşam içinde şu alanlara dikkat etmek daha yararlı olabilir:
| Alan | Gözlemlenebilecek örnek |
|---|---|
| Sosyal ilgi | Sevdiği veya ilginç bulduğu bir şeyi sizinle paylaşmaya çalışıyor mu? |
| Karşılıklılık | Konuşma veya oyunda size karşılık veriyor mu? |
| Jestler | İşaret, el sallama, baş hareketleri ve mimikleri kullanıyor mu? |
| Dil | Konuşmayı yalnızca istemek için mi, paylaşmak ve sohbet etmek için de mi kullanıyor? |
| Akran ilişkileri | Başka çocukları fark ediyor ve zaman zaman oyuna katılıyor mu? |
| Oyun | Basit hayali oyunlar kuruyor ve başkasını oyuna dahil edebiliyor mu? |
| Esneklik | Oyunun veya günlük rutinin değişmesine nasıl tepki veriyor? |
| Gelişim | Daha önce yapabildiği ancak artık yapmadığı bir beceri var mı? |
Bu gözlemlerin amacı ebeveynin tanı koyması değildir. Günlük yaşamdan somut örnekler, gelişimsel kaygının profesyonel değerlendirmede daha açık biçimde anlatılmasına yardımcı olabilir.
Üç yaşındaki bir çocuğu değerlendirirken tek bir davranıştan sonuç çıkarmak yerine sosyal iletişim, dil, oyun, davranış ve gelişimsel değişimin bütününe bakmak daha anlamlıdır. Ebeveynin gelişim konusunda devam eden bir kaygısı varsa, yalnızca “zamanla geçer” varsayımıyla uzun süre beklemek yerine bu kaygıyı sağlık profesyoneliyle paylaşması uygun bir adımdır.
