Ankara Çocuk Psikiyatri Doktoru; bebek, çocuk ve ergen psikiyatri alanında değerlendirme, terapi ve danışmanlık hizmeti sunar.

Sosyal Medya

Ankara Çocuk Anksiyete Hakkında Yanlış Bilinenler

  • Anasayfa
  • Blog
  • Ankara Çocuk Anksiyete Hakkında Yanlış Bilinenler
Ankara Çocuk Anksiyete Hakkında Yanlış Bilinenler

Ankara Çocuk Anksiyete Hakkında Yanlış Bilinenler

Çocuklarda kaygı her zaman bir anksiyete bozukluğu anlamına gelmez. Yaşa uygun korkular gelişimin doğal parçası olabilir. Daha önemli olan kaygının ne kadar yoğun ve kalıcı olduğu, çocuğun korktuğu durumlardan sürekli kaçınmasına yol açıp açmadığı ve okul, uyku, arkadaşlık ya da aile yaşamını ne ölçüde etkilediğidir.

Ebeveynler bazen kaygıyı yalnızca “çok korkmak” veya “panik olmak” şeklinde düşünür. Oysa çocuklarda anksiyete çok farklı biçimlerde görülebilir.

Bazı çocuklar korktuklarını açıkça söyler. Bazıları ise sessizleşir, sürekli güvence ister, okula gitmekten kaçınır veya “karnım ağrıyor” diyerek zorlandığını gösterir.

Bu nedenle çocuk anksiyetesi hakkında doğru karar verebilmek için önce bazı yaygın yanlış inanışları düzeltmek gerekir.

Yanlış 1: “Çocuğun Kaygılanması Psikolojik Bir Bozukluk Olduğunu Gösterir”

Hayır.

Korku ve kaygı çocukluk gelişiminin belirli dönemlerinde beklenebilir.

Küçük bir çocuğun ebeveynden ayrılırken zorlanması, karanlıktan korkması veya okul çağındaki bir çocuğun sınavdan önce endişelenmesi tek başına anksiyete bozukluğu anlamına gelmez.

Asıl ayrım kaygının varlığı değil, yoğunluğu ve çocuğun hayatındaki etkisidir.

Şu sorular daha yol göstericidir:

  • Kaygı ne kadar süredir devam ediyor?

  • Yaşı ve gelişim düzeyi için beklenenden çok daha yoğun mu?

  • Çocuk kaygı nedeniyle bazı aktivitelerden sürekli kaçınıyor mu?

  • Uyku, okul veya arkadaşlıkları etkileniyor mu?

  • Ailenin günlük yaşamı giderek kaygının etrafında mı şekilleniyor?

Kaygı çocuğun yaşına uygun günlük aktivitelerini yapmasına belirgin biçimde engel olmaya başladığında profesyonel değerlendirme gündeme gelebilir.

Önemli ayrım: Amaç çocuğun hiç kaygılanmaması değildir. Çocuğun kaygıya rağmen gelişimsel görevlerini sürdürebilmesi önemlidir.

Yanlış 2: “Kaygılı Çocuk Mutlaka Ağlar, Panikler veya Korktuğunu Söyler”

Kaygı her zaman dışarıdan kolay fark edilmez.

AACAP, bazı kaygılı çocukların sessiz, uyumlu ve yetişkinleri memnun etmeye çalışan çocuklar olabileceğini; bu nedenle kaygı sorunlarının gözden kaçabileceğini belirtiyor.

Örneğin çocuk:

  • hiç sorun çıkarmıyor,

  • derslerinde başarılı olmaya devam ediyor,

  • öğretmenlerin beklentilerini eksiksiz karşılamaya çalışıyor

olabilir.

Ancak aynı çocuk iç dünyasında:

  • sürekli hata yapmaktan korkuyor,

  • tekrar tekrar güvence istiyor,

  • gece uyumadan önce saatlerce ertesi günü düşünüyor,

  • sosyal ortamlarda konuşmaktan yoğun biçimde çekiniyor

olabilir.

Bu nedenle “çok uslu, kaygı sorunu olamaz” çıkarımı yanıltıcıdır.

Çocuğun yalnızca davranışına değil, ne kadar çaba harcadığına ve ne kadar kaçındığına da bakmak gerekir.

Yanlış 3: “Mide veya Baş Ağrısının Anksiyeteyle İlgisi Olmaz”

Çocuklarda kaygı yalnızca düşüncelerle ortaya çıkmaz.

Baş ağrısı, mide ağrısı veya başka bedensel yakınmalar anksiyete tablosuna eşlik edebilir. Özellikle ayrılma veya okula gitme gibi kaygı yaratan durumlarla tekrar tekrar birlikte ortaya çıkan fiziksel yakınmalar dikkat çekebilir.

Ancak burada ters yönde başka bir hata yapılmamalıdır:

Her mide ağrısını veya baş ağrısını “psikolojik” diye açıklamak da doğru değildir.

Çocuğun fiziksel yakınmaları gerektiğinde tıbbi açıdan değerlendirilmelidir.

Ebeveyn için yararlı olan şu örüntüleri not etmektir:

  • Yakınma özellikle okul sabahlarında mı ortaya çıkıyor?

  • Belirli sosyal veya performans durumlarından önce mi artıyor?

  • Kaygı yaratan durum ortadan kalkınca azalıyor mu?

  • Tıbbi değerlendirmede ayrıca ele alınması gereken bulgular var mı?

Bedensel belirti gerçektir. Çocuğun bunu “uydurduğunu” varsaymak doğru değildir.

Yanlış 4: “Çocuk Okula Gidiyorsa Kaygısı Ciddi Değildir”

Okula devam etmek, çocuğun kaygı yaşamadığını kanıtlamaz.

Bazı çocuklarda anksiyete okul reddine kadar ilerleyebilir. Başka çocuklar ise okula gitmeye devam eder ancak:

  • derste hata yapmaktan aşırı korkabilir,

  • söz almak istemeyebilir,

  • sınavlardan günler önce yoğun endişe yaşayabilir,

  • arkadaş ortamlarından geri çekilebilir,

  • okul öncesinde tekrarlayan fiziksel yakınmalar gösterebilir.

Dolayısıyla değerlendirmede yalnızca “okula gidiyor mu?” sorusu yeterli değildir.

Daha anlamlı sorular:

Okula giderken ne yaşıyor?

Okuldayken ne kadar zorlanıyor?

Kaygı nedeniyle hangi davranışlardan kaçınıyor?

Okul kaygısı ve okul işlevselliği arasındaki ilişki hakkında daha ayrıntılı bilgi için çocuklarda kaygı ve okul sorunları içeriği incelenebilir.

Yanlış 5: “Çocuğu Korktuğu Her Şeyden Uzak Tutmak Onu Rahatlatmanın En İyi Yoludur”

Çocuğun kaygılandığını görmek ebeveyn açısından zorlayıcıdır.

Bu nedenle aile doğal olarak kaygıyı hemen azaltmaya çalışabilir.

“Bugün okula gitmesin.”

“Sunumu yapmasına gerek yok.”

“Köpeğin olduğu yere hiç yaklaşmayalım.”

gibi çözümler kısa vadede çocuğu rahatlatabilir.

Fakat sürekli kaçınma, bazı kaygı sorunlarında uzun vadede korkunun devam etmesine katkıda bulunabilir.

American Academy of Pediatrics, çocukların korkularıyla güvenli ve aşamalı biçimde yüzleşmesini destekleyen yaklaşımı; hedefin kaçınmak değil, başa çıkmayı öğrenmek olduğunu vurguluyor.

Bu, çocuğu korktuğu durumun içine zorla atmak anlamına gelmez.

Tam tersine;

  • çocuğun yaşına,

  • korkunun şiddetine,

  • mevcut becerilerine

uygun küçük adımlar kullanılır.

Önemli detay: “Kaygını önemsiyorum” demek ile “Kaygı duyduğun hiçbir şeyi yapmak zorunda değilsin” demek aynı şey değildir.

Ebeveyn hem çocuğun duygusunu kabul edip hem de gelişimsel olarak uygun adımları destekleyebilir.

Yanlış 6: “Çocuk Anksiyetesinin Herkeste Aynı Tedavisi Vardır”

Çocuklarda anksiyetenin tek ve herkese uygulanabilecek standart bir tedavi planı yoktur.

Tedavi kararında;

  • çocuğun yaşı,

  • kaygının türü,

  • belirtilerin şiddeti,

  • günlük işlevselliğe etkisi,

  • aile ve okul koşulları,

  • eşlik eden başka ruhsal veya gelişimsel durumlar

birlikte değerlendirilir.

Bilişsel davranışçı terapi, çocukluk çağı anksiyete bozukluklarında kanıta dayalı psikoterapi seçeneklerinden biridir. Bazı çocuklarda aile katılımı ve okul iş birliği de sürecin önemli parçaları olabilir. Belirtilerin şiddetine ve tedavi yanıtına göre bazı durumlarda hekim tarafından ilaç tedavisi de değerlendirilebilir.

Dolayısıyla iki genelleme de doğru değildir:

“Anksiyete varsa mutlaka ilaç kullanılır.”

ve

“Çocuklarda anksiyete için hiçbir zaman ilaç kullanılmaz.”

Tedavi kararı çocuğun bireysel değerlendirmesine göre verilmelidir.

Ebeveynler Kaygının Şiddetini Nasıl Daha Somut Değerlendirebilir?

“Çocuğum çok kaygılı” önemli bir gözlemdir ancak değerlendirme sırasında biraz daha somutlaştırılabilir.

Alan Ebeveynin sorabileceği soru
Süre Bu kaygı ne zamandır devam ediyor?
Sıklık Haftada kaç kez ortaya çıkıyor?
Tetikleyici Hangi durumlarda artıyor?
Kaçınma Çocuk kaygı nedeniyle neleri yapmamaya başladı?
Okul Devam, ders katılımı veya performans etkileniyor mu?
Uyku Yalnız uyuma veya uykuya dalma güçleşti mi?
Sosyal yaşam Arkadaşlık veya sosyal etkinliklerden kaçınıyor mu?
Beden Baş veya mide ağrısı gibi yakınmalar tekrar ediyor mu?
Güvence Aynı konuda sürekli güvence isteme ihtiyacı var mı?
Aile Aile rutinleri çocuğun kaygısına göre sürekli değişiyor mu?

Bu liste evde tanı koymak için kullanılmaz.

Ama “kaygı var mı?” sorusundan daha işlevsel olan şu soruyu yanıtlamaya yardımcı olur:

“Kaygı çocuğun hayatında neyi değiştirmeye başladı?”

Hangi Durumlarda Çocuk Psikiyatrisi Değerlendirmesi Düşünülebilir?

Çocuğun kaygısı;

  • uzun süredir devam ediyorsa,

  • giderek yoğunlaşıyorsa,

  • okula gitmesini veya okulda işlev göstermesini etkiliyorsa,

  • arkadaşlık ve sosyal etkinliklerden kaçınmasına yol açıyorsa,

  • uyku düzenini belirgin biçimde bozuyorsa,

  • sürekli güvence aramasına neden oluyorsa,

  • tekrarlayan fiziksel yakınmalarla birlikte görülüyorsa,

  • aile yaşamının önemli bölümünü kaygının etrafında şekillendiriyorsa

çocuk ve ergen psikiyatrisi değerlendirmesi düşünülebilir.

Kaygının yanında belirgin depresif belirtiler, kendine zarar verme düşünceleri veya kendisinin ya da başkasının güvenliğini tehdit eden davranışlar varsa rutin randevuyu beklemek yerine acil sağlık değerlendirmesine başvurulmalıdır.

Çocuklarda kaygının daha geniş değerlendirme ve tedavi çerçevesi hakkında çocuklarda kaygı bozuklukları sayfasından bilgi alınabilir.

Sık Sorulan Sorular

Çocuklarda anksiyete normal olabilir mi?

Evet. Belirli yaşlarda bazı korku ve endişeler gelişimin normal parçası olabilir. Sorun açısından daha önemli olan kaygının yoğunluğu, süresi ve çocuğun günlük yaşamını ne kadar etkilediğidir.

Çocuğum çok sessiz; yine de anksiyetesi olabilir mi?

Evet. Kaygı her çocukta ağlama veya panik olarak görünmez. Sessiz, uyumlu veya hata yapmaktan aşırı korkan çocuklarda da yoğun kaygı bulunabilir.

Mide ağrısı anksiyete belirtisi olabilir mi?

Olabilir. Kaygı bazı çocuklarda mide veya baş ağrısı gibi fiziksel yakınmalarla görülebilir. Ancak fiziksel şikâyetlerin gerektiğinde tıbbi nedenleri de değerlendirilmelidir.

Kaygılı çocuğun korktuğu şeylerden uzak durması doğru mu?

Sürekli kaçınma kısa vadede rahatlatabilir ancak bazı kaygı sorunlarında korkunun sürmesine katkıda bulunabilir. Uygun durumlarda güvenli ve aşamalı biçimde başa çıkma becerileri desteklenebilir.

Çocuk anksiyetesinde terapi işe yarar mı?

Kaygının türüne ve çocuğun ihtiyacına bağlı olarak psikoterapi kullanılabilir. Bilişsel davranışçı terapi çocukluk çağı anksiyete bozukluklarında kanıta dayalı yaklaşımlar arasındadır.

Çocuk anksiyetesi kendiliğinden geçer mi?

Bazı gelişimsel korkular zaman içinde azalabilir. Ancak yoğun, kalıcı ve günlük işlevselliği bozan kaygının yalnızca “büyüyünce geçer” denilerek takip edilmesi uygun olmayabilir.

Kaygıyı Yok Etmek Değil, Çocuğun Hayatını Geri Kazanmasına Yardımcı Olmak Önemlidir

Ebeveynler için çocuğun endişesini görmek zor olabilir. Doğal olarak amaç çoğu zaman çocuğu hemen rahatlatmaktır.

Ancak çocukluk çağı anksiyetesinde daha yararlı soru yalnızca:

“Kaygısını nasıl hemen azaltırız?”

değil,

“Kaygı yüzünden yapamadığı şeyleri güvenli biçimde yeniden yapabilmesini nasıl destekleriz?”

olabilir.

Çocuğunuzdaki yoğun korku ve endişeler okul, uyku, arkadaşlık veya aile yaşamını belirgin biçimde etkiliyorsa Uzm. Dr. Rukiye Çolak Sivri ile çocuk ve ergen psikiyatrisi değerlendirmesi için randevu talebinde bulunabilirsiniz.

Kaynaklar

  • American Academy of Child and Adolescent Psychiatry — Anxiety Disorders Resource Center

  • American Academy of Child and Adolescent Psychiatry — Anxiety and Children

  • American Academy of Pediatrics / HealthyChildren — Help Your Child Manage Anxiety

  • National Institute of Mental Health — Cognitive Behavioral Therapy and Childhood Anxiety

Hemen Bilgi Al
Hemen Ara WhatsApp