Çocuk Psikiyatri Doktoru; bebek, çocuk ve ergen psikiyatri alanında değerlendirme, terapi ve danışmanlık hizmeti sunar.

Sosyal Medya

Algılama Bozukluğu: Ailelerin Merak Ettiği Temel Konular

  • Anasayfa
  • Blog
  • Algılama Bozukluğu: Ailelerin Merak Ettiği Temel Konular
Algılama Bozukluğu: Ailelerin Merak Ettiği Temel Konular

Algılama Bozukluğu: Ailelerin Merak Ettiği Temel Konular

“Algılama bozukluğu” tek başına özgül bir çocuk psikiyatrisi tanısı değildir. Ailenin “geç algılıyor” diye tarif ettiği güçlük; dikkat, dili anlama, öğrenme, bellek, işitme veya duygusal etkenlerle ilişkili olabilir. Değerlendirmede çocuğun hangi beceride, hangi ortamda ve ne sıklıkta zorlandığı belirlenerek gerekirse ilgili gelişim alanları ayrıca incelenir.

“Algılama Bozukluğu” Tek Bir Tanı mıdır?

Hayır.

Aileler günlük yaşamda “Söylüyorum ama algılamıyor”, “Anlatılanı çok geç anlıyor” veya “Öğrendiğini hemen unutuyor” gibi ifadeler kullanabilir.

Bunlar önemli gözlemlerdir; ancak aynı sorunu tarif etmek zorunda değildir.

Bir çocuk söylenen cümlenin anlamını çözmekte zorlanabilir. Başka bir çocuk cümleyi anlayabilir ancak dikkatini konuşmaya vermediği için yönergeyi kaçırabilir. Bir başkası yönergeyi anlar fakat birkaç aşamalı bilgiyi aklında tutmakta zorlanabilir.

Okul çağındaki başka bir çocuk ise günlük konuşmaları rahatlıkla anlarken okuduğu metni anlamada veya matematik problemlerindeki bilgiyi kullanmada güçlük yaşayabilir.

Bu nedenle en yararlı başlangıç sorusu “Çocuğumda algılama bozukluğu var mı?” değil:

“Çocuğum tam olarak hangi bilgiyi, hangi durumda ve nasıl kullanmakta zorlanıyor?”

sorusudur.

Çocuğun Söyleneni Yapmaması ile Anlamaması Aynı Şey mi?

Hayır.

Bir çocuğun verilen yönergeyi yerine getirmemesi, yönergeyi anlamadığı anlamına gelmeyebilir.

Örneğin çocuk:

  • konuşma sırasında dikkatini başka bir şeye vermiş olabilir,

  • yönergenin yalnızca ilk bölümünü hatırlamış olabilir,

  • istenen işi yapmak istememiş olabilir,

  • cümlenin dilsel anlamını tam olarak çözememiş olabilir,

  • gürültülü ortamda söylenenlerin bir bölümünü kaçırmış olabilir.

Bu nedenle davranışı somutlaştırmak önemlidir.

“Hiçbir şeyi anlamıyor” yerine:

“Üç aşamalı yönergede ilk görevi yapıyor ancak ikinci ve üçüncü adımı unutuyor.”

veya:

“Tek aşamalı basit yönergeleri de sık sık anlamıyor ve tekrar açıklama gerekiyor.”

şeklindeki gözlemler değerlendirme açısından daha fazla bilgi verir.

Dikkat Güçlüğü Algılama Sorunu Gibi Görünebilir mi?

Evet.

Bir bilgiyi anlamak için önce o bilgiye yeterince dikkat etmek gerekir. Çocuk öğretmenin anlattığı sırada başka uyaranlara yöneliyorsa bilginin tamamını alamayabilir.

Dışarıdan bakıldığında bu durum “söylediğimi algılamıyor” şeklinde yorumlanabilir.

Ancak dikkat güçlüğü yalnızca olası açıklamalardan biridir.

Çocuğun bir etkinlikte dikkatini sürdürmekte zorlanması ile duyduğu cümlenin anlamını çözmekte zorlanması aynı durum değildir.

Aile ve öğretmen şu farklara dikkat edebilir:

  • Çocuk birebir konuşmada daha rahat mı?

  • Ortam sessiz olduğunda yönergeleri daha iyi takip ediyor mu?

  • İlgi duyduğu etkinliklerde aynı güçlük görülüyor mu?

  • Kısa yönergeleri anlayıp uzun yönergelerde mi zorlanıyor?

  • Söylenenleri tekrar etmesi istendiğinde ne kadarını hatırlıyor?

Bu bilgiler, sorunun dikkat mi, anlama mı yoksa başka bir alanla mı daha fazla ilişkili olduğunu değerlendirmeye yardımcı olabilir.

Dil ve İletişim Güçlüğü Nasıl Farklılaşır?

Bazı çocuklarda “algılamıyor” izleniminin altında dili anlama güçlüğü bulunabilir.

Çocuk günlük kelimeleri biliyor olabilir ancak uzun cümleleri, soyut ifadeleri veya karmaşık yönergeleri anlamakta zorlanabilir.

Örneğin:

“Defterini çantana koy, sonra montunu al ve kapının yanında bekle.”

gibi birkaç aşamalı bir yönerge, dil-anlama ve bellek açısından daha fazla yük oluşturur.

Dil güçlüğü yaşayan bazı çocuklarda:

  • yeni kelimeleri öğrenme,

  • uzun cümleleri anlama,

  • doğru kelimeyi bulma,

  • düşüncelerini sıralı biçimde anlatma,

  • hikâye anlatma,

  • okuduğunu anlama

gibi alanlarda da zorlanmalar görülebilir.

Bu tür durumlarda çocuğun yalnızca “algılama” açısından değil, dil ve iletişim becerileri açısından da değerlendirilmesi gerekebilir.

İşitme ile İlgili Bir Sorun Düşünülmeli mi?

Bazı durumlarda evet.

Çocuğun söyleneni sık kaçırması veya sözlü yönergeleri anlamakta zorlanması yalnızca dikkat ya da psikiyatrik nedenlerle açıklanmamalıdır.

Özellikle çocuk:

  • sık sık tekrar istiyorsa,

  • sesin geldiği yönü bulmakta zorlanıyorsa,

  • gürültülü ortamda konuşmayı belirgin biçimde daha az anlıyorsa,

  • konuşma ve dil gelişiminde de güçlük yaşıyorsa

işitmenin değerlendirilmesi gündeme gelebilir.

Hangi değerlendirmeye ihtiyaç olduğu çocuğun yakınmasına göre sağlık profesyonelleri tarafından belirlenmelidir.

Öğrenme Güçlüğü ile Algılama Güçlüğü Aynı Şey mi?

Hayır.

Özgül öğrenme güçlüğü; okuma, yazma veya matematik gibi belirli akademik becerilerde kalıcı güçlüklerle ilişkilidir.

Aileler bu durumu bazen “dersi algılamıyor” şeklinde ifade edebilir.

Örneğin çocuk günlük konuşmaları ve yönergeleri rahat biçimde anlayabilir ancak:

  • harf-ses ilişkisini öğrenmekte,

  • akıcı okumada,

  • okuduğunu anlamada,

  • yazılı anlatımda,

  • matematik işlemlerinde veya sözel problemlerde

belirgin biçimde zorlanabilir.

Bu durumda genel bir “algılama bozukluğu” ifadesi yerine akademik becerilerin ayrıntılı değerlendirilmesi daha yararlı olur.

Özgül akademik güçlükler hakkında daha fazla bilgi için öğrenme güçlüğü ve disleksi sayfasını inceleyebilirsiniz.

Kaygı ve Duygusal Zorlanmalar Öğrenmeyi Etkileyebilir mi?

Evet.

Yoğun kaygı yaşayan bir çocuk ders sırasında bildiği bilgiyi hatırlamakta, dikkatini sürdürmekte veya performans göstermekte zorlanabilir.

Benzer şekilde uykusuzluk, yoğun stres veya duygusal zorlanmalar da günlük bilişsel performansı etkileyebilir.

Bu durum çocuğun mutlaka bir “algılama bozukluğu” olduğu anlamına gelmez.

Önemli olan güçlüğün:

  • hangi dönemlerde arttığı,

  • farklı ortamlarda aynı olup olmadığı,

  • çocuğun duygusal durumuyla değişip değişmediği,

  • akademik ve günlük işlevselliğini ne kadar etkilediğidir.

Kaygı, dikkat veya öğrenme alanlarından hangisinin ön planda olduğunu tek bir belirti üzerinden belirlemek uygun değildir.

Algılama Bozukluğu İçin Tek Bir Test Var mı?

Hayır.

Her çocuğa uygulanarak “algılama bozukluğu var veya yok” sonucunu veren tek bir genel test bulunmaz.

Hangi değerlendirmelerin kullanılacağı, çocuğun hangi alanda zorlandığına göre değişir.

Başvuru nedenine göre:

  • dikkat,

  • dil ve iletişim,

  • bilişsel beceriler,

  • bellek,

  • akademik beceriler,

  • işitme,

  • duygusal durum

gibi alanların biri veya birkaçı değerlendirilebilir.

Standardize test sonuçları da tek başına yorumlanmaz. Çocuğun gelişim öyküsü, aile ve öğretmen gözlemleri ile günlük işlevselliği birlikte dikkate alınır.

Amaç mümkün olduğunca fazla test yapmak değil, doğru klinik soruya uygun değerlendirmeyi seçmektir.

Aile ve Öğretmen Hangi Gözlemleri Not Edebilir?

Değerlendirme öncesinde çocuğu sürekli sınamak gerekmez.

Günlük yaşamdan somut örnekler daha yararlı olabilir.

Alan Gözlemlenebilecek örnek
Yönerge Tek aşamalı ve çok aşamalı yönergeler arasında fark var mı?
Dikkat Sessiz ve gürültülü ortamda performans değişiyor mu?
Dil Uzun cümleleri veya soyut ifadeleri anlamakta zorlanıyor mu?
Bellek Yeni söylenen bilgiyi kısa süre sonra unutuyor mu?
Okuma Metni okuyup ana fikri anlatabiliyor mu?
Matematik İşlemi biliyor ancak sözel problemi anlamakta mı zorlanıyor?
Okul Öğretmen de benzer güçlükler gözlemliyor mu?
Duygusal durum Kaygılı veya stresli dönemlerde güçlük artıyor mu?

Bu gözlemler tanı koymak için değil, çocuğun zorlandığı alanı daha açık biçimde tarif etmek için kullanılmalıdır.

Ne Zaman Çocuk Psikiyatrisi Değerlendirmesi Düşünülebilir?

Tek seferlik unutkanlık veya zaman zaman yönergeyi kaçırmak tek başına profesyonel değerlendirme gerektirmez.

Ancak güçlük:

  • uzun süredir devam ediyorsa,

  • okul başarısını belirgin biçimde etkiliyorsa,

  • yönergeleri takip etmeyi sürekli zorlaştırıyorsa,

  • öğretmen ve ailenin ortak kaygısı haline geldiyse,

  • dil, dikkat, davranış veya duygusal alanlarda başka güçlükler de bulunuyorsa,

  • çocuk zorlandığı için okuldan veya öğrenme etkinliklerinden kaçınmaya başladıysa

daha kapsamlı değerlendirme düşünülebilir.

Çocuk ve ergen psikiyatrisi değerlendirmesinde amaç yalnızca “algılama bozukluğu var mı?” sorusuna cevap vermek değildir. Asıl amaç çocuğun zorlandığı beceriyi tanımlamak, bu güçlüğün olası nedenlerini ayırmak ve gerekirse hangi uzmanlık veya destek alanlarının sürece dahil olması gerektiğini belirlemektir.

Burada önemli bir kavram ayrımı da vardır: Bu yazıda “algılama” sözcüğü, ailelerin günlük dilde anlama ve öğrenme güçlüklerini tarif etmek için kullandığı anlamda ele alınmıştır. Çocuğun gerçekte olmayan şeyleri görmesi veya duyması, ani bilinç değişikliği ya da belirgin nörolojik değişiklikler farklı bir tıbbi değerlendirme gerektirir.

Hemen Bilgi Al
Hemen Ara WhatsApp